30 Mart 2012 Cuma

Ben Hiç Yarısında Çıkamadım








onu tam olarak, film izlerken içeriz diye aldığımız biraları bilet kontrole kaptırmamak için poşetiyle beraber çantama sığdırmaya çalışırken gördüm. ellerim çantayla boğuştuğu için dudaklarımın arasına koyduğum sinema biletleri, koltuk altıma sıkıştırdığım insanlık dışı boyutlardaki patlamış mısır, ben ve o. saçma sapan bir film karesi gibiydik ama umurumda değildi ne zamandır görmemiştim onu, güneşli bir bahar günüydü ve galiba özlemiştim onu.
fakat bir terslik vardı, yanındaki uzun boylu kirli sakallı adam kimdi ki acaba? yanlarına doğru yaklaşırken göz göze geldik adamla ve bakıştık... uzun uzun bakıştık, gözlerimi kaçırmadım o da bakışlarını ayırmadı benden. nuri bilge ceylan'a selam edercesine bakıştık. gözlerinin içine bakıyordum ama bir türlü sormak için can attığım şeyi soramıyor, içimi kasıp kavuran kelimeleri yüzüne haykıramıyordum. bu gerilime artık dayanamıyordum ve sonunda tüm cesaretimi toplayıp sordum; " ya dayı sen benimle t.şak mı geçiyosun, 3 tane erik 45 lira olur mu allah aşkına?". mücevher kutusuna benzeyen küçük bir kutuya, pamuğun üstüne yatırmışlar üç tane eriği üzerlerini de jelatinle kapatmışlar istinye pazarı isimli, pazara pek benzemeyen pazarda. yalnız erik öyle bir duruyor ki dışarıdan, tuza batırıp kütür kütür yemeyeceksin de eşin dostun düğününde damadın yakasına takacaksın gibi. ya tamam organik falandır, henüz mevsimi değildir, ama en nihayetinde dünyada yetişmiyor mu arkadaş bu erik?    


canım erik çekmişti ne yapayım? gözümü karartıp alacaktım ama allahtan hunger games'i izlemeye geldiğimiz arkadaşım engel oldu, yapma etme kendini düşünmüyorsan -yandan geçen iki çocuğu gösterip- şu çocukları düşün diye söylenerek. lan elin çocuğundan bana ne kızım dedim ama haklıydı sonuçta. gittik efendi gibi izledik filmi.


ben hayatımda hiç oyunculuklara, yönetmenliğe falan bakmadım izlediğim filmlerde, çıkarken "iyiymiş lan, indirir bi da izlerim ben bunu" ya da "keşke sahilde bira içseydik buna verdiğimiz parayla" gibisinden düz adam yorumlarıyla yetindim. anlamıyorum çünkü sinemadan ve bunu her beraber film izlediğim insana söylüyorum. söylüyorum ki filmden çıkınca nasıl olsa bu denyo çakmıyor sinema muhabbetinden dur iki sıkayım bir şeyler düşünme diye. ne bileyim sen cep telefonu alınca içini açıp, "şu transistörü burada değilde şurada kullansalardı çok daha iyi olurdu" veya bir binaya bakıp "ya buna biraz daha demir kullansalardı" diyor musun? hayır demiyorsun, ama konu sinema olunca salla abi, "o duyguyu iyi veremedi, kurgu çok saçmaydı, şu sahne gereksizdi" diye. ne güzel...


neyse, kaçmadan önce ne zamandır unuttuğum, sadece klibi için bile izlenebilecek letonya yöresine ait bu türküyü bana tekrar istemsizce hatırlatan melih'e bir eyvallah panpa demek istiyorum.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder