buzdolabında cumartesinden kalan biralar da olmasa pazar sabahı çekilmez arkadaş; 8 buçukta uyandım, goodmorning beer diye diye kafam güzel oldu sanki gündüz vakti, he diyeceksin ki pazar sabahı 8 buçukta neden uyanırsın? sol kolum bildiğin sızlıyor uyuyamadım acıdan. dün gece madem kalifiye bir antisosyalim neden cumartesi akşamını bilgisayar başında bira içerek geçirmiyorum diye anamdan babamdan çok gördüğüm tekel bayisine doğru yönelmiştim.
önce mahallede gol atan kaleye oynayan çocukları izledim, böyle saçma oyun olur mu arkadaş gol atan niye kaleye geçer ki ceza gibi? yeminlen john nash görse bu çocukları oyun teorisini baştan yazardı, nash equilibrium falan yalan olmuş bildiğin, çocuklar bilerek gol atmıyor kaleye geçmemek için. acaba princeton çimlerinde tek kale oynayan hispanikleri izlerken mi oyun teorisini oluşturdu lan bu adam diye düşünürken gidip mahallenin veletlerine yaptıkları şeyin saçmalığını anlatsam mı aceba dedim, fakat 13-14 yaşındaki ergenle muhattap olmak zor, sonra kemerini falan çıkartıp bana "vuruyim mi sırtına" der neme lazım.
neyse sol kolumdaki pati izleri uyutmuyordu beni, onu anlatacaktım aslında; efenim ben bu çocukları izleyip kadim dostum tekel bayisi soner abiye doğru yönelmişken dereboyunda sıkışan trafik yüzünden insanlarla iletişime geçmek zorunda kaldım. tam taksiciye " sağdaki yokuş direkt profilo'nun önüne çıkar, bekleme burda boşuna" derken arkamda bekleyen modifiye şahin'in içinden bir köpek sol kolumu kapmaya çalıştı. neyse ki en güvendiğim içgüdüm çalıştı da son anda kurtardım kendimi ama havlamalar eşliğinde bildiğin sibirya kurdunun tırnaklarının koluma geçmesine engel olamadım.
acıdı baya ama kızmıyorum hayvana, köpeğin zaten kafası olmuş binbeşyüz, alaska da eskimo kızağı çekeğine mecidiyeköyde modifiye şahinle piyasa yapıyor, ben onun yerinde olsam kim var kim yok herkesi ıssırırdım. "ananı avradını" diye bağıra bağıra eve koştum sonra, musluktan ab-ı hayat akarcasına kolumu suya tuttum ama aklım hala tekelden alacağım biralarda. neyse efenim kolum gözükmesin diye kışın giydiğim uzun kollu gocuğumu üstüme geçirip tekrar çıktım sokağa, fekat o da ne? elimi gocuğun cebine sokmamla beraber cepte 10 lira buldum. seviçnten haka dansı yapacaktım az kalsın, yüzük bulan gollum'a döndüm mecidiyeköy sokaklarında.
bulunan paranın miktarından çok, durup dururken cepten sürpriz yumurta çıkar gibi bir şey çıkması sevindiriyor insanı. adım gibi eminim karl marx bile parkasının cebinden 20 tl bulsa "allahıma kitabıma para buldum" diye sevinirdi.
neyse efenim öküz gibi içtikten sonra sport fest zamanı çimlerden arakladığım devasa yastığıma sarılıp uyudum, 8 buçukta uyandım sonra, dolapta bira vardı ve bu satırlar geldi.
çorum yöresinden bir türküyle veda edeyim hade, hazır leyla olmuşum.

iyi yazıyorsun hee sevdim
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil